Kontrol edilemeyen yangınlar Los Angeles'ı kasıp kavururken, itfaiye araçları, itfaiye araçları ve vahşi arazi itfaiye araçları alevleri kontrol altına almak için yorulmadan çalışıyor. Yakınlardaki geniş Pasifik Okyanusu nedeniyle birçok kişi deniz suyunun neden kullanılmadığını merak ediyor. Cevap üç temel zorlukta yatıyor: korozyon, suyun taşınması ve çevresel etki.
Korozyon Riski İtfaiye aracının hortumları, pompaları ve tankları da dahil olmak üzere itfaiye aracı ekipmanı, öncelikle tuzlu suya maruz kaldığında paslanan demir ve çelikten yapılır. Havaalanı itfaiye araçları ve Bombardier CL-415 gibi özel uçaklar deniz suyu kullanımı için tasarlanmış olsa da, tüm itfaiye araçlarının, su tanklı itfaiye araçlarının ve fırçalı kamyonların yenilenmesi son derece pahalı olacaktır.
Suyun Taşınması Bariyerleri Musluklar ve tatlı su rezervuarlarından farklı olarak okyanus, karadan yangınla mücadele için erişilebilir bir su kaynağı değildir. İtfaiye araçları ve su deposu itfaiye araçları, kıyı şeridindeki altyapı sınırlamaları nedeniyle deniz suyunu çekemiyor. Okyanus suyunun iç bölgelere taşınması, ek pompalama, depolama ve aktarma adımları gerektirecektir; bu, hızla ilerleyen kontrol edilemeyen yangınlar için pratik olmayan bir çözümdür.
Çevresel Kaygılar Deniz suyu toprağı sterilize ederek bitki örtüsünün yeniden büyümesini engelleyebilir. Ek olarak, tuz akışı tatlı su kaynaklarını kirleterek ekosistemlere zarar verebilir. Bu uzun vadeli etkiler, deniz suyunu birincil yangınla mücadele çözümü yerine son çare haline getiriyor.
Bazı uçaklar acil durumlarda deniz suyunu kullanabilirken, çoğu itfaiye aracı korozyon riskleri, su taşıma zorlukları ve çevresel kaygılar nedeniyle tatlı suya güvenmektedir. Los Angeles'ta yangın muslukları ve rezervuarlar orman yangınlarıyla mücadelede birincil su kaynakları olmaya devam ediyor.